HAKLIYIM BE, KARDEŞİM!..

Bu yazıyı 10 küsur yıl önce yazmışım. Günümüzde politikacıların yaptıklarına ve konuştuklarını bakınca yine aklıma geldi… Ve ne talihsiz insanlarmışız diye düşünmeden edemedim… Sanki bizi “beka” noktasına düşünceye kadar başkaları yönetti şimdi bunlar kurtaracak… Allah Türk Milletine akıl ve irfan versin. “İlk önce “Kahtı Rical” ne demektir ona bakalım. Kahtı rical’in sözlük anlamı: Bir ülkede, büyük devlet ve siyaset adamları Okumaya devam et HAKLIYIM BE, KARDEŞİM!..

MARAŞ SENDROMU!..

Bu başlık ve yazının konusu bir intihaldir. Yani bana ait değildir. Bir dostumla Türkiye’nin ahvalini konuşurken, o da bana bunu kendi bulduğu tanımla “Maraş Sendromu” yaşıyoruz diyerek izah etti ve tepkilerden çekinmese bunu bir akademik çalışma olarak yayınlamak istediğini söyledi. Biliyorsunuz bir de “Stockholm Sendromu” var! Stockholm Sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. İsveç’in başkenti Stockholm’da Okumaya devam et MARAŞ SENDROMU!..

KADININ KARİYERİ: ANNELİK!

Bu satırları okumaya başlarken, size yoz yobaz fikirler arz edeceğimi zannetmeyin. Yada kadına dinin verdiği önemi de anlatacak değilim. Kadını ikinci sınıf bir insan olarak da, görmüyorum veya sadece doğurganlık açısından da bakmıyorum. Ben bütün bunların aksine kadının annelik özelliğine ve bunun bir millet için önemine vurgu yapmak istiyorum. Türk Milleti ve özellikle ırken Türkler günümüzde şuursuz bir şekilde yaşıyor Okumaya devam et KADININ KARİYERİ: ANNELİK!

TOPLUMSAL AHLAK!

Toplumsal ahlakın ciddi bir çöküş içinde olduğunu görmek için çok akıllı olmaya gerek yok. Bazı aydınlar bu konuda ciddi uyarılar yaparken aydınların birçoğu ise bu sorunu görmezden geliyor. Hatta aydınların ahlaki çöküşünün toplumun diğer katmanlarına göre daha çok daha fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; buna “aydınların ihaneti” deniliyor. Toplumun önderleri aydınlardır. Eğer aydınlar çözmek zorunda oldukları hastalıklara kendileri kapılmışlarsa toplumun Okumaya devam et TOPLUMSAL AHLAK!

DARÜZZİYAFE…

Kanuni Sultan Süleyman’ın, Mimar Sinan’a yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi’nin bir parçası olan bina, 1550-1552 yılları arasında tamamlanmıştır. İmaret binası olarak açılan yapı, bir müddet sonra imparatorluğun “ziyafet salonu” olarak “Darüzziyafe” adı ile kullanılmıştır. Darüzziyafe; aşevi ve imaret demektir. Yani tabiri caizse ziyafet kapısıdır. Darüzziyafe ileride bazılarının adlarını anacağım bir grup milliyetçi ve muhafazakar insan tarafından Süleymaniye Camii’nin külliyesinde aslına uygun olarak Okumaya devam et DARÜZZİYAFE…

SİYASETİN TÜKENMİŞLİĞİ!..

Ülkemizin sıralamaya kalksak binlerce sorunu var. Bu bizim ölçeğimizde bir ülke ve binlerce yıllık tarihi olan bir devlet için çok olağan. Ancak bu sorunların zaman içinde çözülerek azaltılması gerekir. Eğer siz dünden bugüne bu sorunları çözmeden gelirseniz yerine yenileri de ekleneceğinden durum içinden çıkılmaz vahim bir hal alır. Türkiye’nin şimdiki hali bundan ibarettir! Sorunların çeşitliliğinde en baş sırayı ekonomi alır. Okumaya devam et SİYASETİN TÜKENMİŞLİĞİ!..

ARTIK BİLDİĞİMİZ ŞEYLER BUNLAR!

ARTIK BİLDİĞİMİZ ŞEYLER BUNLAR! “Bilmediğimiz gerçekler var! Ben komplo teorilerini sevmem. Ama biraz okumaya meraklı olunca, önünüze komplo teorisimi yoksa gerçekleri ihtiva ediyormu diye, sorguladığınız ve anlayamadığınız şeyler gelir. Bu seferde öyle oldu ama hiç yapmadığım bir şeyi yaparak bu kez sizinle bunu paylaşayım istedim. Gazeteci – televizyoncu Gürkan Hacır’ın yeni bir kitabı çıkmış. Adı “Masal”, alt başlığı ise “Onlar Okumaya devam et ARTIK BİLDİĞİMİZ ŞEYLER BUNLAR!

İNSAN MESELEMİZ!

İNSAN MESELEMİZ! (13.Aralık.2016) “İnsan, Havva ve Adem’den bu yana gündemdeki ilk meselemiz. Ancak ne var ki, bu mesele olumlu bir çizgide gelişme göstereceğine, devamlı surette geriye doğru gidiyor. Belki bu da, kıyamet alametlerinden biridir. Dünyanın her yerinde insan denilen mahlukata ilişkin sayısız sorun bulunuyor. Ancak hayatın doğası gereği biz ilk önce toplumumuza, ailemize ve kendimize bakmak ve insana ilişkin sorunları Okumaya devam et İNSAN MESELEMİZ!

DATÇA’DA BİR SOYGUN HİKAYESİ..

“Yıl 1973.. Datça dediğin gözden uzak, gönülden ırak bir belde.. Kuş uçmaz, kervan geçmez.. Bir kadın geliyor, Amerikalı.. Havalı mı, havalı.. Prof. Iris Cornelia Love.. Arkeolog bu hanımefendi.. Elinde tapu gibi bir belge. Angara’dan almış.. Knidos’u kazacak.. Mübarek sanki dişi Indiana Jones.. Elde kazma kürek 20 kişilik bir ekiple soyunuyor işe.. Vuruyor kazmayı.. Ne gözetleyen var, ne denetleyen.. Delik deşik Okumaya devam et DATÇA’DA BİR SOYGUN HİKAYESİ..

DOĞAYA YANİ ÜRETİME DÖNÜN!..

Dostlar uzun süredir ne yaptığımı soruyor… Yaklaşık üç aydır doğa ve hayvanlar ile baş başa yaşıyorum. Kendim üretip kendim yiyorum… Bağ bahçe işleri ile uğraşıp hayvan bakıyorum… Koyunlarım, tavuklarım, ördeklerim, hindilerim yumurta ve beyaz et ihtiyacımızı karşılıyor… Arılarım da, bal ihtiyacımızı! Köpeklerim ve kedim kendileri ile ilgili olan konularda bize güvenlik sağlayıp, dostluk ediyorlar… Samimiyetleri görülecek cinsten! Evin çevresine bir Okumaya devam et DOĞAYA YANİ ÜRETİME DÖNÜN!..