SEKEL TÜRKLERİ…

“DİNÎ ve İNANCI NE OLURSA OLSUN BÜTÜN TÜRKLER KARDEŞTİR…”

“Bu yazım Tokat ilimizde yayınlanan Kızılelma Dergisi’nin son (Ekim-Kasım-Aralık 2020) sayısında yayınlanmıştır.)”

Atilla’nın torunları Sekelleri (Sekel Türkleri) hiç duydunuz mu? Sekelistan masallardaki gibi unutulmuş küçük ve gizli bir bölge. Günümüzde Romanya’nın, büyük baskısı altında ve kendilerini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bir izolasyona tabi tutulmuş gibi düşünüyorlar. Macaristan’da da önemli miktarda Sekel Türk’ü yaşıyor. Bu sebeple Sekelistan’ı tanımak, tanıtmak, sorun ve sıkıntılarına dikkat çekmek her Türk’ün kaçınılmaz bir vazifesidir.

Belki de büyük çoğunluğumuz anlatılanlardan ilk kez haberdar olacak. Sekeller, Atilla’nın (MS 395-453) ölümü ile devamında gelen Hun İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Karpat Havzasında muhkem bir yere çekilen 3000 Hun savaşçısının torunlarıdır. Sekeller bir Türk boyudur. Sekellerin 6 boyu ve her boyun 4 kolu vardır. Ve birçoğunun adı Türkçedir…

Biz bunları ilk defa kendisi de bir Sekel Türk’ü olan Levente Borbely’den duyduk. Yani bizim Levent Sekelce’de Levente olmuş… Levente’den Sekel Türklerini, Sekelistan’ı ve başlarına gelenleri dinledikçe yüzüm utançtan inanılmaz kızardı. Benim gibi Balkan Türkleri ve Balkan tarihi ile haşır neşir olan biri bunları ilk defa duyuyordu… Üstelik o gelip beni bulmuştu. Cehalet böyle bir şey işte! Anlattıkları gerçekten de çok enteresan ve bir o kadarda masalsıydı!

Ondan dinlediğime göre Sekelistan masallardaki gibi bir ülke!

Sekelistan ve Sekeller hakkında fazlaca bilgi sahibi değiliz. Tarih derslerinde işittiğimizden bile emin değiliz… Sekelistan tam olarak neresi?

Haklısınız… Sekelistan, masallardaki gibi neredeyse hiç bilinmeyen bir ülke. Bu bölgeyi efsanelerin ve yanlış bilgilerin ardında kalmış bir kara parçasının olarak bulabiliriz.

Sekelistan; Karpat Dağlarının doğusunda (Romanya) Transilvanya’nın batısında yer almaktadır. Yüzölçümü yaklaşık 13,500 km2 (Lübnan’dan biraz daha büyük), nüfusu ise 700,000 civarındadır (İzlanda nüfusunun iki katından daha fazla).

Sekeller, Macar lehçelerinden birinin farklı ağızlarını konuşurlar; fakat Macarlardan ayrı bir topluluktur. Sekeller inanışlarına göre; Atilla’nın ölümü ve devamında gelen Hun İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Karpat Havzasında Macarlar gelene dek varlıklarını devam ettirdiler. Orta Çağın Macar vakanameleri, Sekellerin Atilla’nın torunları olduklarını ve Macarlar geldiklerinde orada bulunduklarını kaydetmektedir.

Sekeller Türk asıllıdırlar ve kültürlerinin tüm unsurları, sosyal ve siyasi teşkilatlanmaları Sekellerin kesinlikle bir Türk boyu olduğunu göstermektedir. Bunun en önemli dayanaklarından biri Sekellerin hale eski Göktürk Alfabesine çok benzer bir alfabe kullanmalarıdır. Milli renkleri mavidir ve üzerinde altın sarısı bir güneşle gümüş rengi bir hilal olan bayrakları da gök mavisidir. Ayrıca, Sekeller Macar ağzıyla konuşmalarına rağmen, dillerinde Macarca’dakinden daha katı bir ünlü uyumu söz konusudur. Yine bu özellik de dillerinin Türkçe ile olan bağını göstermektedir.

Sekeller tarihte bir devlet kurdu mu? Sorusunun cevabı olarakta 11. yüzyılın başından itibaren Sekeller önce güney sonra da batı sınırlarını korumak amacıyla çoğunlukla Transilvanya’da toplandılar. Burada teşkilatlanarak Latince olarak (zamanın resmi dili) Regnum Siculorum (Sekel Krallığı) dedikleri ülkelerini oluşturdular. 1526’da Macar Devletinin tarihe karışmasından sonra Osmanlı padişahları da Sekellerin muhtariyetini tanımıştır.

Fakat Transilvanya’nın Macar yöneticileri daha sonra muhtar Sekel Devletini ortadan kaldırmak istediler. Bu müdahale bir takım savaşlar ve haklarını savunan Sekellerin isyanlarıyla karşılık gördü. Sekellerin bu özerk durumu Avusturya İmparotorluğu’nun 18. yüzyıldada Transilvanya’yı işgal etmesinden sonra daha büyük bir darbe aldı. 1848’de Avrupa’yı silip süpüren ihtilaller dalgası Transilvanya’ya ve Sekelistan’a da ulaştı.

Sekeller kendi hükümetlerini kurmak istediler fakat Macarlar buna karşı çıktılar ve Sekel ileri gelenlerini Macar İhtilali’ne katılıp siyaset işlerini Macarlara bırakmaya ikna ettiler. Sekeller bunu kabul ettiler ve askeri güçleri ile birlikte Macarlara katıldılar.

Yeni Macar hükümetinin 1867’den sonra ilk yaptığı işlerden biri Sekelistanı ve diğer Sekel kurumlarını tasfiye etmek, yani resmi olarak Sekel Türklerinin varlığını sona erdirmek olmuştur. Bu Macarların 1848;’de kendileri ile birlikte olmaya karar veren Sekellere kötü bir teşekkürüydü!

Macar siyasetçileri; “Siz Sekeller Macarca konuşuyorsunuz, öyleyse Macar olmalısınız” tezini savunuyorlardı. Sekelistan’ın parçalara ayrılmasından sonra, bölge ihmal edildi ve iktisadi olarak çöktü. Sonuç olarak birçok insan yurtdışına göç etti.

* Sekel Türkleri yok oldular mı?

Hayır, Sekeller yok olmadılar ve kim olduklarını da unutmadılar.

1877-1878’de Türk-Rus Savaşı (93 Harbi) esnasında Sekeller, Türk ordusuna yardımcı olmak amacıyla Sekel Lejyonu adıyla bir birlik kurdular. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun çökmesi ve Macarların ülkeyi koruyamadıklarının açıkça görülmesi üzerine Sekel Türkleri Sekeller Cumhuriyeti’ni kurmayı denediler. Finliler, Estonyalılar, Letonyalılar, Litvanyalılar, Tatar Türkleri gibi diğer küçük halkların yaptıkları yani milletlerin kendi geleceklerini tayin edebilme (self determinasyon) hakkından faydalanmak istediler. Fakat hem çöken Macaristan’ın siyasetçileri hem de Fransızlardan yardım alan işgalci Romanyalılar tarafından engellendiler. Sonuç olarak Sekelistan, Transilvanya ile beraber, Fransa ve İngiltere tarafından, onlara destek olan Romanya’ya bir ödül olarak verildi. Batılı güçler yerel halkın fikrini asla sormadılar. Batı demokrasisi Sekeller için  böyle işledi!!!

* Neden böyle olmuştur?

Muzaffer Batılı güçlerin liderleri, Avrupa’da eskisinden daha adil olacak ve milletlerin kendi geleceklerini tayin etme hakkına saygılı olacak yeni bir statüko kuracaklarını iddia ettiler. Ancak, Fransa ve İngiltere’nin liderleri başta olmak üzere, Birinci Dünya Savaşı’nı başlatanlara karşı değil Hint-Avrupalı olmayan halklara karşı yönetilmiş kinci ve ırkçı bakış açıları ile hareket etmekte idiler. İngiltere’nin Versay delegasyonu sekreteri Harold Nicolson’ın “Peacemaking 1919” adlı kitabındaki sözleri, yalnızca ona has olmayan bu yaklaşımı açık bir şekilde ortaya koymaktadır: “Macaristan’a karşı olan hislerim daha başka idi. Ancak bu Turanlı kabileye (Sekel Türkleri) karşı geçmişte ve halen kuvvetli bir nefret duyduğumu itiraf ediyorum. Kuzenleri Türkler gibi birçok şeyi yok edip hiçbir şey ortaya koymadılar. Yani Macarlar gibi milletler için onlar sadece Asyalı ilkel kabilelerdi. Macaristan’ı Macar nüfusunun üçte birini yabancı boyunduruk altına soktular.”

Bütün bunlar olurken Sekeller de kendilerini Romenlere sunulmuş bir hediye olarak buldular. Sekeller büyük çoğunlukla Romanya’da yaşıyorlar. Sekellerin iddiasına göre Sekelistan hâlâ Romanya’nın baskı altındadır. Halkı, insan haklan ihlallerine, ayrımcılığa, işkencelere maruz kalmakta ve kendi toprak ve milli kaynaklarından mahrum edilmektedir. Halihazırda, Sekellerin yalnızca bir grup olarak hakları gasp edilip kendi geleceklerini tayin etme haklarını kullanmaları engellenmekte, adları da resmi olarak tanınmamaktadır. Kendi, alfabelerini kullanmaları da engellenmektedir. Dahası, Sekellerin bu vahim durumu uluslararası camia tarafından bilinmemekte ve duyulmamaktadır.

Bütün olumsuzluklara karşın Sekellerin milli uyanışı devam etmektedir ve artık durdurulamayacak bir noktaya ulaşmıştır. Bu uyanış, 1990 yılında “Genç Sekeller Forumu” adı altında kurulan küçük ama dirayetli bir teşkilatın; Macarların Romanya’ya karşı haddini bilmez ve faydasız yönlendirmelerine kulak asmamaları ile mücadeleye dönüşmüştür. Toplantılarda milli Macar sembolleri yerine Sekellerin sembollerini ilk kez kullanmaya başlayanlar bunlardır. Genç Sekeller, Göktürk Alfabesi ile bağlantı olan eski Sekel alfabesini yeniden canlandırdılar. Yerleşim yerlerinin girişlerine bu alfabe ile yazılmış resmi yazılar asarak Sekellerin hâlâ var olduklarını, farklı olduklarını ve köklerini bildiklerini ortaya koydular. Bu kuruluş artık faaliyet göstermese de 1990 yılında başlatmış oldukları girişim, 2003 yılında kurulan “Milli Sekel Konseyi” adlı başka bir kuruluş tarafından devam ettirilmektedir.

* Sekel Türkleri ne istemektedir?

Bugün Sekelistan’da bölgesel özerklik almayı hedefleyen güçlü bir hareket var. Sekeller artık kendi geleceğini tayin etme hakkının kullanılmasının dünyanın başka yerlerinde belli bir dereceye kadar kabul edilebilir olduğunu her geçen gün daha fazla farkına varmaktadırlar. Hedefleri Türk Dünyası ile bütünleşmek ve birleşmektir.

Sekel Türklerini duyup şaşıranlar elbette haklılar. Bundan böyle dünya üzerinde hüküm süren Türk devletleri ve var olan Türk boylarının içinde Sekel Türkleri de, Türklük otağının gönül bağında mutlaka yer alacaktır.

Türk Dünyası Romanya ve Macaristan’da yaşayan bu kardeşleri ile irtibata geçmelidir. Onların insan ve Türk olmaktan dolayı uğradıkları insan hakları ihlallerini dünyanın önüne getirmelidir. Din farkı Türklerin kardeşliğine engel değildir. Nitekim onlar bunu 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşında bir tabur Osmanlı Ordusuna giyimli, kuşamlı silahlı asker vererek göstermişlerdir. Bizlerde bu kardeşlerimize sahip çıkmalı onlarla kucaklaşmalıyız…

Özcan PEHLİVANOĞLU

ozcanpehlivanoglu@yahoo.com

https://twitter.com/O_PEHLIVANOGLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*