MANDALİNA FESTİVALİ DEYİP GEÇMEYİN!..

Hafta sonu yirmincisi yapılan “Seferihisar Mandalina Festivali”ne gittim. Mandalina festivali deyip geçmeyin başta İzmir’in tüm ilçelerinden Ankara, İstanbul, Balıkesir, Bursa ve Muğla’dan gelen kafilelerle karşılaştım. Hatta arkamda yürüyen bir bayan ilk defa geldiğini ve gelmekten çok mutlu olduğunu konuşuyordu. Yani festival aslında memleket için kafa yoranların arayıpta bulamayacağı bir gözlem sahasıydı! Ben de gözlemlerimi ve düşüncelerimi madde madde sizlerle paylaşacağım…

1-) Seferihisar ve çevresi için mandalina önemli bir geçim kaynağı. Mandalinaları “Seferihisar Mandalinası” olarak tescilli… Ancak başta mandalina olmak üzere tarımla uğraşan Seferihisarlılar, tarımın çökertilmesinden dolayı çok dertliler. Artık tarıma dayalı geçim iyiden iyiye iflas etmek üzere. Ekonominin yüzyıllardır yanlış yönetiminden dolayı bu bereketli topraklardaki insanlarda haberiniz olsun patlamak üzere…

2-) Bana göre Seferihisar’da belediyecilik son derece başarısız. Batılıların elinde olsa dünya markası haline gelecek olan Seferihisar yanlış imar uygulamaları ile heder edilmiş. Belediye borç içinde! Ancak buna karşılık başarısız belediye başkanı ödüllendirilerek İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı yapılmış! Vatandaşlar Seferihisar Belediyesi’nin işçi maaşlarını ödeyemediğini yüksek sesle konuşuyorlardı. Halkta ittifaklar nedeni ile iki kötüden birine icbar edildiği için devamlı aynı partiyi seçmek zorunda kalıyor.

3-) Türk Milleti defaatle söylediğim gibi “particilik hastalığı”ndan kurtulmalıdır. Bu hastalığın bariz yansımalarını başarısız belediyeleri bulunan ve ağır oranda particilik yapılan İzmir ve ilçelerinde görüyoruz… Halkımız mutlaka başarıyı, çağdaşlığı, gelişmeyi ve bunların sürdürülebilir olmasını desteklemelidir. Ancak önüne böyle bir alternatif getirilmemektedir.

4-) İzmir sermayesi ve dolayısıyla sanayisi ki, yerli kalmışsa haybeden para kazanmaya çok alışmış ve belki de siyasi baskılar ve korkular sebebiyle onlarda teşebbüs gücünü kaybetmiştir diye düşünüyorum. Buna bir an evvel son verilmeli bölge yerel sermaye öncülüğü ile atılıma geçmelidir.

5-) İzmir çok önemli bir turizm potansiyeli olan şehrimizdir. Ama gelin görün ki; bunu anlayan ve konuya samimiyetle yaklaşan insan sayımız yok denecek kadar çok azdır. İzmir, turizm de bir marka şehir haline getirilmelidir. Bunun için her ortam müsaittir.

6-) İzmir ve Ege Bölge halkı; kahır ekseriyetle çok milli, cumhuriyete, Atatürk’e ve devrimlere bağlı bir halktır. Tek eksiği bu kuvvetli milli duygularını enerjiye dönüştürecek bir stratejiye ve bu stratejiyi önüne koyacak siyasi kuruluşlara sahip olmayışıdır. Festivallerde ve kurtuluş günlerinde ortaya çıkan duygu yoğunluğundan bunu rahatça anlayabilirsiniz.

7-) İzmir’i, Ege’yi ve tüm Türkiye’yi müesses nizamın emrindeki düzen partilerinden kurtaracak ve onları Atatürk ilkelerinde buluşturacak, Türk Milleti olgusunu tartıştırmayacak, inançların özgürlüğünü sağlayacak, cehaleti ve yoksulluğu yenmeyi hedefleyecek, gelişmeyi sürdürülebilir kılacak, halkı devleti ile kucaklaştıracak ve devrimci özelliklere sahip bir siyasete ve siyasi yapıya ihtiyaç var…

Dedim ya bir festival deyip geçmeyin diye! Bana neler gösterdi neler! Ancak İzmir’in hangi ilçesine gidersem gideyim buna benzer şeyler görüyorum.. Çaresizlik onları kötünün iyisine destek vermeye götürmüş o kadar! Arayışları çok derin ve büyük…

Biliyorsunuz işgalci düşmana ilk kurşunu atan Hasan Tahsin… Bu ilk kurşun bizi bugünlere kadar getirdi. İzmir milli tavırları, direnci ve heyecanı bizim gelecek yüzyıllara taşıyacak hamlelerin yine bu topraklarda atılacağını bana gösteriyor.

Bunu sizinde bilmek ve öğrenmek hakkınız! Onun için İzmir’i, ilçelerini ve Ege Bölgemizi dikkatle izleyin!

 

Özcan PEHLİVANOĞLU

ozcanpehlivanoglu@yahoo.com

https://twitter.com/O_PEHLIVANOGLU

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*