KUYRUĞU (BİRAZ) TİTRETMEMENİN ANOTOMİSİ!

“Bu yazı ne iktidara yaranmak ne de karamsar bir tablo çizenlere cevap vermek için yazılmıştır. Sadece gerçeklere dayanmaktadır.”

Uzun zamandır bir ekonomik kriz yaşadığımızdan bahsediliyor. Hatta benim gibiler bunu yüzyıllar öncesine götürerek yapısal sorunlar yüzünden hep bir ekonomik kriz içinde olduğumuzu söylüyor.

Eğer bir (sürekli) ekonomik kriz içinde olsaydık halkta buna bir tepki verirdi. Öyle değil mi? Daha geçen gün elektriğe, doğalgaza ve LPG’ye oldukça yüklü zamlar yapıldı ama halktan yine bir tepki gelmedi.

Aksine bütün tatil yerleri dolu. Balıkçılar inanılmaz fiyatlar çekiyor ama masalar hınca hınç! Oteller ve kiralık yazlıklar tarihi rakamlara ulaştı kimse bana mısın demiyor ve atlayıp gidiyor. Kurban Bayramı arefesinde herkes ucuz pahalı kurbanını almayı planlıyor ve hatta şimdiden alıyor. Arabalar ve konutlar inanılmaz fiyatlara satılıyor. Yani diyeceğim o ki, bu sıkıntılı ekonomide bunlar nasıl oluyor?

Ülkemizde 12.7 milyon emekli var. 10 milyonun üzerinde asgari ücretle çalışan var. Hatta önemli bir sayıda ve asgari ücretin altında kayıt dışı çalışan var. Neden bu (yıllardır süren) kötü ekonomiye karşın bunlarda bir tepki yok? Hatta ekonomik sorunların pandemi nedeni ile daha da ağırlaştığı gerçeği de, önümüzde duruyor.

Elbette bunun birçok nedeni ( sosyolojik, psikolojik, dini, tarihi, kültürel vs.) var…

Ancak bana göre durum hiçte öyle kötü ya da en azından bize gösterilmeye çalışıldığı kadar kötü değil.

Ben hayır olsun diye 82 yaşındaki bir teyzenin işleri ile ilgileniyorum. Yani maaşını bankadan çekiyor, alışverişini yapıyor, ödemelerine riayet ediyor ve sağlık sorunlarıyla ilgileniyorum.

Bu teyzenin biri kocasından intikal eden iki tane emekli maaşı var. Öyle yüksek maaşlarda değil. İki maaşından geliri toplam 4.282 TL… Şimdi ona %8.45 zam da eklenecek. Bir maaşından yılda iki defa bayram ikramiyesi de alıyor. Kocasından kalan iki oda bir salonlu mütevazı bir apartman dairesinde yaşıyor.

Ona geçen gün lüks bir manavdan birinci kalite en az 20 gün yetecek kadar alışveriş yaptım. Toplam 145 TL tuttu. Ardından büyük bir market zincirinden de yaptığım alışveriş 250 TL civarında gerçekleşti. Eti kıyması tavuğu derken bir 200 TL’de onlara verdim. Aslından bir değil rahatlıkla üç kişinin doyacağı bir alışveriş yaptım.

Kendisi ile elektriğe ve doğal gaza gelen zammı da konuştum. Ayda 100 TL civarında elektrik faturası ödüyormuş. Şimdi 115 TL gelir dedi ve önemsemedi. Evinde elektrik, doğalgaz, sabit ve mobil cep telefonu, su ve her türlü televizyon, bulaşık ve çamaşır makinası, klima, elektrik süpürgesi gibi aklınıza gelebilecek her şey var… Elektrik, su, telefon, doğalgaz giderleri hiçbir tasarruf yapmamasına rağmen ödemesi 500 TL’yi geçmiyor.

Bu teyze geçen gün hastalandı. Devlet hastanesine gitmek istemiyor. Hemen şehrin en büyük özel hastanelerinden birine götürdüm. Doktor muayene ücret farkı, tüm kan tahlilleri ve tomografiye 400 TL ödeyerek hastaneden çıktım. Devlet ilaç parasından farkta almadı!

Bahsettiğim teyzemiz geçen Ramazan Bayramı öncesi bana 3000 TL vererek ihtiyacı olanları bulmamı ve dağıtmamı istedi. Ben de yerine getirdim. Şimdi Kurban Bayramı öncesi 2800 TL vererek komşuları ile beraber bir büyükbaş kurbanlık için hisse almış. Torunlarına dağıttığı da cabası! Söylemiyor ama her yaşlı gibi kenarda eskilerin kefen parası dediği bir ölümlük parası da vardır.

Kanaatimce toplumun yani başta emekliler olmak üzere tüm sabit gelirlilerin ortalama durumu budur. Hatta biraz sıksalar ve alışkanlıkları olsa yurt dışı seyahat bile yapabilirler. Ve nitekim ekonomik sıkıntı içinde olan bu toplumun hatırı sayılır sayıdaki insanı fırsat buldular mı, soluğu yurt dışında alıyor.

Bunları anlatmamdaki sebep, Türkiye’de durumun sanıldığı veya bazı mihraklarca anlatıldığı kadar kötü olduğunu düşünmememdir.. Çünkü olan biten bana bunu göstermekte ve düşündürtmektedir.

Türkiye, göreceli de olsa halkına bir refah sunmaktadır. Sorunlar vardır ama iktidarı götürmek için yapılan psikolojik propagandalara destek verecek mahiyette değildir. Halkta böyle düşünmektedir ki; 20 yıldır iktidarı teslim ettiği partiyi halen tüm kamuoyu araştırmalarında birinci parti çıkarmaktadır..

Elbette iktidarın yanlış politikaları vardır ama halka göre durum hiçte öyle anlatıldığı gibi değildir. Bunu halkın tepkisizliğinden çıkarmak bize göre anlaşılabilir bir durumdur.

Biz her iki cenahtan (iktidar veya muhalefet) da değiliz. Sadece doğruları görmek ve onları anlatmakla kendimizi mükellef görüyoruz. Bizim için geçerli olan Türk Milletinin refahı, sağlığı, güvenliği ve geleceğidir. Türk Milletine kim doğruları yapıyorsa alkışlarız kim kötülük yapıyorsa karşısında dururuz. Ekonomiye ve halkın cebine bakışımızda bu yöndedir.

#SözümüzVarHareketi

Özcan PEHLİVANOĞLU

07 Temmuz 2021 / İzmir

Karikatür ünlü çizerimiz Tan Oral’a aittir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*