HOYRAN ZAFERİ – Doğan Kartay

Anadolu’nun kapısını Türk’e açan Büyük Selçuklu hakanı Alparslan’ın 1071 Malazgirt Zaferinden 105 yıl sonra 1176 yılının ilkbaharında, Bizans İmparatoru Manuel beşbin arabalık savaş gereci ve büyük bir ordu ile Denizli üzerinden Konya’yı ele geçirmek hedefiyle, Selçuklu üzerine harekete geçer. Amaç, Türk’leri Anadolu’dan söküp atmak, geldikleri yere, Anayurt Orta Asya’ya geri sürmektir.

Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan barış ister. İmparator Manuel kabul etmez. Çünkü, Malazgirt’te olduğu gibi askeri güç üstünlüğüne sahiptir. Bu durumda savaş kaçınılmaz olur.

Türklerin Anadolu’ya geldikleri ana yurt Orta Asya’ya geri sürmek amacıyla, Bizans ordusunun imparator Manuel komutasında beşbin arabalı güçlü bir orduyla yaptığı saldırıyı, Selçuklu sultanı 2. Kılıçaslan Eğridir gölünün kuzey doğusundaki Toros dağlarının geçit verdiği, eski bir harabe olan Miryakefalon kalesinin yakınındaki dar geçitte karşılamıştır. Bu savaşta güçler dengesizdir. Ancak savaş alanı doğru seçilmiştir. Yiğit sultan, 2. Kılıçaslan ülkesini elinde kılıçla savaşa katılarak kahramanca savunur. Güç dengesizliği nedeniyle savunmanın kırılma aşamasına yaklaştığı sırada, Selçuklu sultanlığı ile sorunlu olan Toros Yörüklerinin, binlerce atlı ile Bizans’a beklenmedik saldırısıyla, imparatorun karargahını ele geçirirler. Manuel esir düşer. Savaşın kaderi değişir. 17 Eylül 1176 günü zafer Türklere kısmet olmuştur. Rahmetli Doğan Avcıoğlu’nun “Türklerin Tarihi” tanımlı değerli eserinde, Bizans kaynaklarından şöyle bir alıntı bulunuyor “Atlı Toros Yörükleri, birdenbire savaş alanındaki Bizans ordusunun üzerine, buğday tarlasına saldıran bir çekirge sürüsü gibi daldılar” savaşın kaderi değişmiştir zafer Selçuklularındır.

Savaş sonucunda kesin başarıya karşın II. Kılıçaslan Manuel’e anlaşma yazdırarak onu korunması altında İstanbul’a geri gönderir. (Malazgirt’te olduğu gibi) Anadolu’dan Türklerin atılması kesin olarak önlenir. “Hoyran Zaferi” Anadolu’nun ebedi Türk yurdu kalmasını sağlamıştır.

Sonuç: Bu savaş sonucunda, Haçlı Seferlerinin Anadolu’daki yolu kapanmış ve Avrupa’da “Anatolia” diye anılan bu coğrafyanın tanımı (Turcia) “Türkiye”ye dönüşmüştür. Türklüğü Asya’dan Avrupa’ya taşıyan Oğuz kökenli Selçukluların Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyetinin temelleri böylelikle atılmış, Anadolu’daki Türk varlığının Kurtuluş Savaşına kadar ulaşması sağlanmıştır. En az Malazgirt ve Kurtuluş Savaşı kadar önemli olan bu savaş, günümüzde Isparta iline bağlı Kumdanlı beldesinin doğusunda, Eğridir Gölünün kuzey bölümü olan Horan’ın batı kuzeyinde olmuştur. Bu önemli zaferin adı ”Kumdanlı”, “Eğridir” veya “Horan”, olmalıdır. Günümüzde savaş alanından geçen Konya karayolunun üzerinde, uygun bir yere Sultan 2. Kılıçaslan’ın at üzerinde eli kılıçlı bir heykeli dikilmeli bu heykelin kaidesinde, devletini ve ülkesini korumak için savaşan Selçuklu askerlerinin ve dağlı Yörük atlılarının figürleri olmalı, bir de kitabe ile bu zaferin önemi anlatılmalıdır. Her yıl 17 Eylülde, Anadolu Türklüğünün çok önemli temel taşı olan zafer bu alanda kutlanmalıdır. Bu kadar vefasızlık bize hiç yakışmıyor.

Bu makalemi Sayın Isparta Valimizin ve Garnizon komutanımızın ve Eğridir Komando Okulu Komutanlığının dikkatlerine saygılarımla sunarım.

Doğan KARTAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*