TÜRKİYE’Yİ BİR KADIN YÖNETEMEZ MI? Türk Milleti yüzyıllardır kendi özünden uzaklaştı. Bunun farkında olanların ki, bunların başında Atatürk gelir, çabaları ile yeniden kendine dönmeye çalışıyor. Özünde uzaklaşan toplumlara yozluk, yobazlık, taassup, cehalet, hurafeler hakim oluyor. İnsanlar aklı ve mantığı ile bilgiye dayalı davranışlar yerine duygusal tepkiler veriyorlar. Bugün etrafımıza baktığımızda bu gerçekliği çok rahat görebiliyoruz. Okumayan, bilginin peşinden koşmayan toplum kendisine ezberletilmiş dogmalarla ve sloganlarla hareket ediyor. Sadece kaç kelime ile yazdığımıza yada kaç kelime ile konuştuğumuza bakın ne demek istediğimizi çok rahat anlarsınız. Şimdi de, Türk Tarihinde olmadığı şekilde kendini milli, muhafazakar ve dindar olarak ilan etmiş olanlar, Türk Milletinin bir kadın tarafından yönetilemeyeceğini etrafa pompalıyor. Türkiye’nin ve Türk Milletinin bir kadın tarafından yönetilemeyeceği; bir kadının Müslümanlara devlet reisliği edemeyeceği koca bir yalandan ibarettir ve bir çok şeyde olduğu gibi adeta bir şehir efsanesidir. Türk Milleti, öğretilenin aksine ata erkil değil ana erkil bir topluluktur. Dünya milletleri arasında görülmeyecek bir şekilde kadın, Türk toplumunda çok değerlidir ve karar vericidir. Günümüz Türk ailelerinde de, bu böyledir. Türk kadını; anadır, kardeştir, öğretmendir, toparlayıcıdır, şefkat elini uzatandır, yapıcıdır, sorun çözücüdür yeri geldiğinde askerdir, savaşçıdır ve örnekleri olduğu şekilde aynı zamanda hükümdardır. Bunları bilmediğin zaman; cehaletin verdiği bir cesaretle kadının hiç bir şey olduğunu söyleyebilirsin hatta daha da ileri gidip “eksik etek” diyebilirsin ama tarih ve yaşam gerçekleri bunun böyle olmadığını hemen insanın yüzüne vuruverir! Bahriye Üçok “İslam Devletlerinde “Türk Naibeler ve Kadın Hükümdarlar” adlı kitabında, Orta Çağ..

3848 beğeniler, 121 yorumlar2 gün önce

HAYDİ ARKADAŞLAR EKRAN BAŞINA! İZLEYİN, İZLETİN! KARARTMAYI AYDINLATALIM…

28 beğeniler, 4 yorumlar2 gün önce

DÜNÜN 150’LİKLERİNİ UNUTTUK! YA BUGÜNKÜLERİ? Türkiye akşam yediğini daha sabaha varmadan unutan insanların yaşadığı bir ülke… belki de sadece bu yüzden insanların başına gelmedik şey kalmıyor! Olayların ve aktörlerin dikkat çekici ortak özelliği ise büyük benzerlikler taşıması. Eğer öyle olmasaydı başımızda bu kadar belalar dolaşmazdı. O sebeple bugünü anlamak ya da birilerinin “beka sorunu” diye gözümüzü korkutmaya çalıştığı şeylerin süreklilik arz etmesini anlamak ancak dünü iyi bilmekle mümkündür. Bu nedenle, Türk Milletinin her ferdinin bilmesi gereken dönemlerden biri de 30 Ekim 1918 ile 29 Ekim 1923 yılları arasında olup biteni bilmektir. Bu dönemin en önemli hadiselerinden biri; “150’likler” diye isimlendirilen ve emperyalist dış düşmanlarla işbirliğine giden yerli işbirlikçilerin bir yasa ile yurt dışına çıkartılmalarıdır. Anlayacağınız bunlar, milletlerine ve devletlerine ihanet etmiş olan “hain”lerdir. İç ve dış düşmanlarla boğuşarak, milletin varlığını ve bağımsızlığını tescil eden Mustafa Kemal Atatürk ve TBMM, Lozan Anlaşması ile bu anlaşmanın imza tarihi itibarı ile bir “genel af”fa zorlanmıştır. Ancak uzun pazarlıklar sonucu bu anlaşmaya 150 kişilik bir istisna maddesi koydurmayı başarmışlardır. Çünkü iç ihanet her zaman olduğu gibi dış güçlerin himayesi altındadır. İhanet asla 150 kişi ile sınırlı değildir. TBMM tutanakları okunursa görülecektir ki; binlerce kişi bu süreçte vatanlarına ihanet etmiş ve hatta masum insanların kanına girmişlerdir. Yani Fetö olayı ilk değildir ve biz gerçeklerle yüzleşmediğimiz takdirde son olmayacaktır. O dönem, yapılan görüşmeler sonucu binlerce işbirlikçi hain tespit edilmiş ancak dış güçlerin Lozan’da dayatması üzerine bu sayı 600’e oradan 300’e ve nihayetinde anlaşma gereği 150 kişiye indirilmiştir. Yani zannetmeyiniz ki; ülkenize ihanet eden..

33 beğeniler, 2 yorumlar5 gün önce

Özcan Pehlivanoğlu'nun gönderisinden fotoğraflar

AKŞENER ANKARA’DA KAMPANYAYA BASLADİ! ORADAYDIK! Türkiye her zaman (!) olduğu gibi yine tarihi günler yaşıyor. Zor zamanlardan geçiyoruz….Halkımız mutsuz ve umutsuz… gençler gelecekten endişeli! Ekonomik sıkıntı had safhada… Milletimiz bu tablodan kurtulmak için bir “değişim” arayışında… Bunun için benimde aralarında bulunduğum kurucular ile Meral Akşener liderliğinde İyi Parti’yi kurduk ve değişimin lokomotifi olduk. Bunu gören iktidar sahipleri ve siyaset baronları gündemi koşturmaya başladılar ve “baskın seçimi” Türk Milletine dayattılar. Anlıyoruz ki, iktidar sahiplerinin ve ortaklarının amacı sorunları çözmek değil koltuklarını korumak…bunun için yapmadıkları yok! Seçime 17 ay varken iktidarı bırakıp seçime gidiyorlar…Bunun adı, yönetememektir. Ancak emeklinin, esnafın, işsizin, memurun, genclerin birikmiş tonlarca sorunu var… Meral Akşener bu sorunları çözmek ve gençler için yeniden yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmek için bugün kampanyasını Ankara’da başlattı. Biz de buna şahitlik ettik. Akşener’in iktidarında en büyük torpiliniz Türkiye Cumhuriyeti’nin size verdiği kimlik kartları olacak yani hepimiz devlet ve iktidar karşısında eşit olacağız ve hakça eşit hizmet alacağız…Devlet insan için var olacak…Sosyal adalet mutlak tesis edilecek.. Akşener kadınlar ve gençler başta olmak üzere yediden yetmişe Türk Milletinden destek istiyor ve “Yüzünüzü Güneşe Dönün!” diyor…Güneş çıkınca ampul söner… Hadi bakalım “Bismillah”.. Özcan Pehlivanoğlu

73 beğeniler, 5 yorumlar1 hafta önce

Özcan Pehlivanoğlu'nun gönderisinden fotoğraflar

EYÜP DOSTLARI VAKFI, ŞENER TÜRKMENOĞLU ve SUNAY AKIN’ı KUTLUYORUM… Dün geceyi muhteşem geçirdim. Sebebi ise Eyüp Dostları Vakfi’nın Eyüp Tarihi ile ilgili hazırladığı kitabın tanıtım toplantısıydı. Başarısız belediyecilik Eyüp’e salon yapamadığı için bu toplantı Eyüp’ten çok uzakta Sarıyer sınırları içinde Maslak Tim Gösteri Merkezi’nde yapıldı. Malumunuz Eyüp, hem Türk tarihi hem de İslam tarihi açısından çok önemli bir beldedir. Gecenin mimarı benim can kardeşim Şener Türkmenoğlu’ydu. Kitap onun eseri…hem de bu beşinci kitap. Bence tarihe bir “Eyüp Aşığı” olarak çoktan geçti bile. Eyüp için yaptıkları her türlü takdirin üzerindedir. Çünkü adeta hayatını Eyüp’e vakfeden biridir o… İnsanı bir değer haline getiren unsurlardan biri de, aidiyettir. Ben de Eyüplüyüm..ve acizane olarak bu vakfın 73 kurucusundan biriyim…Eyüp’le ilgili olarak çok mutlu oldum ve gecenin ruhu bana Atatürk’ün ve onun kurduğu Cumhuriyetin ne kadar güçlü olduğunu hissettirdi. Sunay Akın için ayrı bir paragraf açmalıyım…günümüzde yapılamayacak bir sunum yaptı ve önümüzü aydınlattı…Hele camilerdeki mahyalar da 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos ve 29 Ekimlerde Atatürk yazan fotoğrafları gösterince salonun dakikalarca ayakta alkış tutması göz yaşartıcı idi.,. Bu memlekette Atatürk’e bu saygı, bu bağlılık ve onun fikirlerine bu sadakat oldukça korkmayın hiç bir şeyden, evvel Allah her engeli aşarız… Eşim dahi “Sen hiç bir şeyi beğenmeyen Özcan, bu Sunay Akın’ı nasıl bu kadar beğendin” diye sormaz mı…Ustaya saygı, şapka çıkartıyorum! Ayrıca Eyüp Dostları Vakfi’nı tüm mensupları ile kutluyorum…Aynı zamanda Eyüp’lüleri de…İyi ki, varlar… Bizler de, bu gece de İyi Parti’yi ve Meral Akşener’i temsilen bulunduk. Ben, Eyüp İlçe Başkanımız Olcay Uçar, İlçe Başkan Yardımcılarımız İlker Faki, Hülya Akkaya, Mehmet Okan ve..

35 beğeniler, 4 yorumlar1 hafta önce