Özcan Pehlivanoğlu'nun gönderisinden fotoğraflar

DOĞAYA YANİ ÜRETİME DÖNÜN!.. Dostlar uzun süredir ne yaptığımı soruyor… Yaklaşık üç aydır doğa ve hayvanlar ile baş başa yaşıyorum. Kendim üretip kendim yiyorum… Bağ bahçe işleri ile uğraşıp hayvan bakıyorum… Koyunlarım, tavuklarım, ördeklerim, hindilerim yumurta ve beyaz et ihtiyacımızı karşılıyor… Arılarım da, bal ihtiyacımızı! Köpeklerim ve kedim kendileri ile ilgili olan konularda bize güvenlik sağlayıp, dostluk ediyorlar… Samimiyetleri görülecek cinsten! Evin çevresine bir tane zararlı yaklaştırmıyorlar… Bahçede üzüm, erik, şeftali kayısı, incir, armut, ayva, kiraz, hünnap, limon, mandalina, portakal, greyfurt, ceviz üretiyorum… Domates, salatalık, kabak, patlıcan, biber, pazı, nane, maydanoz, soğan, pırasa, kereviz, lahana, kavun, karpuz yetiştiriyorum… Mümkün oldukça dışarıdan hiç bir şey alıp para vermiyorum… Şimdi bir odun fırını yapmaya çalışıyorum.. ekmeğimi de kendim yapacağım. Sağolsun köylü komşularımla takas yaparak onlardan tarhana, salça ve zeytinyağı alıyorum… Bu arada memlekette ekonomik kriz çıktı. Dolar dış güçlerin (!!!) oyunu ile aldı başını gitti. Ama beni hiç etkilemedi. Çünkü ben üretiyorum ve bulduğumu tüketiyorum….lüks ve israfı terk etmiş durumdayım… Türkiye kötü yönetiliyor. Siyasetin iktidarından ve muhalefetinden ümitsiziz! Öyle ise bireysel çözümler üretmemiz gerekir diye düşünüyorum. Türk Milletinin çoğunluğu köylüdür. Ekmeyi biçmeyi bilir… Gelin kendimize yetecek kadar herkes kendi için üretsin. Böylece hem doğamıza hem hayvancılığımıza hem de ülkemize çok faydalı oluruz! Köy Enstitülerinin ulvi amaçlarına benzer üretim odaklı bireysel hareketler başlatalım. Konuşmanın ötesine geçelim. Ata toprakları hepimizi geriye çağırıyor. Mantaliteyi değiştirme ve bu güzel ülkeye sahip çıkma zamanı! Şehirlerde işi bitmiş olanlar baba ocağı..

144 beğeniler, 14 yorumlar4 hafta önce

Özcan Pehlivanoğlu'nun gönderisinden fotoğraflar

YESEVİ DERGİSİ YAZIMI YAYINLADI!.. Hoca Ahmet Yesevi Vakfı Başkanı Erdoğan Aslıyüce’nin büyük şahsi gayretleri ile 297.sayısına ulaşan “Yesevi Dergisi”, “Türk Savaş Sanatı” başlıklı yazımı yayınladı… Bilenler bilir dergicilik zordur. Bu derginin 300.sayısına doğru yol almış olması bir rekordur ve takdire şayan bir hadisedir. Bu dergi Türk Milletine samimi duygu ve düşüncelerle seslenmektedir… Onun için sizde bu dergiyi okuyarak ve okutarak destek verin… Erdoğan Aslıyüce ağabeyimize de, Allah uzun ve sağlıklı ömür versin o bize ihtiyaç duymadan bugüne kadar getirdi bundan sonrada götürür inşallah…

12 beğeniler, 0 yorumlar1 ay önce

Özcan Pehlivanoğlu'nun kapak fotoğrafı

30 beğeniler, 0 yorumlar1 ay önce

6-7 ve 9 EYLÜLLERİ DESTEKLİYORUM !.. (9.9.2014) “Bir Yunan dostu, dört yıl önce yazdığım bu yazı için aklına gelip dün Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırmış. Allah’ın işine bakın ki, dünkü gazetelerde 44 yıl önce soykırıma uğramış Kıbrıs Türklerinden bulunabilen ve kimliği tespit edilen 12 şehidin defin törenlerinin haberi vardı! Hem ben bu yazıyı yazdığımda fetö ihaneti yaşanmamış, fetöcü askerler Yunanistan’a kaçmamıştı. Fetöcü askerlerinde Yunanistan tarafından halen iade edilmediğini de, dikkatlerinize sunarım. İşgal altındaki 18 Adamız ve kayalıklar ise ayrı bir fasıl. Evvel Allah yazdıklarımın kapı gibi arkasındayım. Siz kendinizi akıllı Türk’ü aptal mı, sanırsınız” Türkiye’de ihanetin epey mesafe aldığı ve yaratmaya çalıştığı algı ile de Türkleri mücadeleden düşürmek hedefi taşıdığı çok aşikardır. Bunun en sonuncusu ise 6 – 7 Eylül 1955 tarihinde yaşanan olaylarla ilgilidir. 6 – 7 Eylül olayları, “Türkiyeli Medya” bile olmayı başaramayan ve bence adı “Kahpe Medya” olan oluşumlar tarafından; vahşet dolu karanlık günler olarak lanse edilmektedir. Tıpkı Türk Milleti adına önemli görevler üstlenen ve kahramanlıklar yapan Muğlalı Mustafa Paşa, Nurettin Paşa, Engin Alan’ların akıl karıştırarak vicdanlarda mahkum edilmek istenmesi gibi… Bunlara heykel yıkma ve kışlalardan isim silmeyi de ekleyebilirsiniz. Siz 6 – 7 Eylül’e laf söyleyenler, gelin isterseniz tarih ile bir yüzleşelim! 29 Ocak 1988’te Batı Trakya Türklerinin başına gelenleri bilmiyormusunuz? Yunanistan’da Türklerin mal ve mülklerinin bu tarihte talan edildiğinden haberiniz yok mu? Bartholomeos’un muadili ve Batı Trakya Türklerinin başındaki adam; rahmetli İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga’nın öldüresiye dövüldüğü ve aylarca Türkiye’de tedavi gördüğü arşivlerinizde yok mu? Ya Dr. Sadık Ahmet’in düzmece..

29 beğeniler, 0 yorumlar1 ay önce

MUĞLALI PAŞA ŞİMDİ ÖLDÜ! (10 Kasım 2011) “Türk Milletine mensubum diyen her insanımız bilmelidir ki; günümüzde başta TBMM olmak üzere birçok kurum ve kuruluşta milli irade vücut bulmamaktadır.(2011)” Nihayet Mustafa Muğlalı Paşa’nın adı, Van’daki askeri kışladan kaldırıldı. Birileri bu karardan çok mutlu olmuştur. Hatta aralarında kına yakan veya zil takıp oynayanlarda vardır. Ben kahrından ölen Mustafa Muğlalı Paşanın akıbetini Yakup Cemil’in akıbetine benzetiyorum. Ama bilirim ki; bu devletin tarihinde nice Mustafa Muğlalılar ve Yakup Cemiller vardır. Geçenlerde “Taraf”ının ne olduğu belirsiz bir gazete de Nurettin Paşa dillerine dolanmıştı. O da Ali Kemal’i, Yunan ordusunu Türk kanı içmekle kutsayan İzmir Metropolitini ve nihayet zamanın bölücülerini katletmekle suçlanıyordu. Dedim ki; şimdi sıra Nurettin Paşa’ya gelmiş. Merak etmeyin yakında onun ismini de menfi manada parlatırlar. TBMM’deki tartışmalara bakılırsa, sıra yavaş yavaş İsmet İnönü’ye ve Mustafa Kemal Atatürk’e gelecek. Çünkü artık o döneme laf atılmaya başlandı. Türk Milleti; süratle başta Mustafa Muğlalı, Yakup Cemil, Nurettin Paşa, İsmet İnönü ve başta Atatürk olmak üzere, bu insanların kim olduğunu ve neler yaptığını öğrenmeli ve sorgulamalıdır. Bunların arasına TBMM’de ilk milli şehit olarak ilan edilen Boğazlayan Kaymakamı Kemal Beyi ve şehitlerin anısına Türkiye’de ilk Çanakkale Anıtını diken Urfa Mutasarrıfı Yanyalı Nusret Beyi de ekleyin isterseniz. Bugün bölücübaşını, ABD ve AB’nin isteği üzerine asamayıp İmralı’da besleyen Türk Devletinin bir öncesi olan Osmanlı – Türk Devleti; ermenilerin ısrarı ve İngiliz ile Fransızların isteği üzerine vatansever ve milliyetsever Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beyi hukuka aykırı ve suçsuz olarak teamüllerin hilafına öğle saatinde Beyazıt Meydanında asmıştı. Heyhat! Şimdi de İstiklal Mücadelesinin..

16 beğeniler, 4 yorumlar1 ay önce