İYİ PARTİ, ÇARŞAF LİSTE, DEMOKRASİ! Demokrasi; siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın yada düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tarife bakınca Türkiye’de ve Türkiye’de kurulu bulunan siyasi partilerde demokrasinin olmadığını çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Oysa hepimiz lafta da olsa demokrasi istediğimizi söylüyoruz! Uzunca yıllardır siyasetle uğraşıyorum. Gayem halka hizmet etmek oldu. Kendi çapımda bir şeyler yaptığımı düşünüyorum. En azından siyasetin ve ülkenin olumsuz gidişatına karşı tavırlar aldım. Türk Milletinin lehine olanları seslendirdim. Farklı bir siyasetçi profili oldum. Sellere karşı durdum. Uyuyan devi (Türkler) uyandırmaya çalıştım. Bu meyanda aynı duruşu sergilediğine inandığım Meral Akşener’le birlikte ve onun önderliğinde bir çok arkadaşla beraber İyi Parti’nin kuruluşunda yer alarak kurucu oldum. Ancak biz koca koca insanlar demokrasimizin ve siyasi partilerimizin yaşadığı hastalıklardan hiç ders almamış olacağız ki; bu hastalıkların nerede ise tamamını “eski kafa”lar sayesinde İyi Parti çatısına taşıdığımızı görüyorum… Halbuki, Türk siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir “1 Nisan” kongresi yaşayan ve Meral Akşener liderliğinde her kesimden insanın katılımıyla adeta bir halk hareketine dönüşen İyi Parti’nin bu yürüyüşünü ne yazık ki, dumura uğrattık. Sebepleri malum! Bunları Sayın Akşener’de biliyor partinin gönüllüleri de biliyor… Ama bu ülke için “İyilik Yürüyüşü”ne ve Meral Akşener’e halkın hali hazırda verdiği bir avans var. Bundan sonra yapılacak olanlar ya bu avansın tüketilmesine yada ülkeyi yönetmek için İyi Parti’ye halk tarafından yeni krediler açılmasına sebebiyet verecek. Allah’ta yardım ediyor. Nedeni..

25 beğeniler, 0 yorumlar6 saat önce

AMERİKANCI CEMAAT PARTİSİ(ACP)!.. 08.Ağustos.2010 TARİHİNDE YAZMIŞIM YANİ TAM 9 YIL ÖNCE.. DEMEK BEN ANLATAMADIM YA DA DİNLEMEK İŞLERİNE GELMEDİ!.. ŞİMDİ HERKES KAHRAMAN KESİLDİ;(( Türk siyasi hayatına yakın bir süreçte yeni bir parti daha katılacak. Böylece üstü kapalı yürütülen siyasi faaliyetler de aleniyet kazanacak. Doğrusu da budur. Bir parti üzerinden siyaset yapmaktansa çıkar ortaya kendine oy istersin. Tarikatlerin, Osmanlı – Türk İmparotorluğu döneminde de siyaset yaptıkları, zaman zaman iktidar oldukları bazı siyaset bilimcilerce göre de dönemin siyasi partileri olarak kabul edildikleri bilinen gerçeklerdir. Cumhuriyet döneminde gelişen ve değişen dünya koşulları çerçevesinde tarikatların siyaset üzerindeki etkisinin önüne geçilmek istenmişse ve bu sebeple bir takım yasaklar getirilmişse de, geldiğimiz nokta itibarı ile bunda başarılı olunamadığı görülmektedir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tarikatların faaliyetlerine resmen son verilmişse de bunlar yaşayan sosyal organizmalar olduğu için yeraltında faaliyetleri devam etmiş ve uhrevi amaçların yanında dünyevi hedeflerin tahakkuku için tarikat mensuplarının siyaset yapması ile günümüze kadar gelinmiştir. Serbest Fırka uygulamasından bu yana Demokrat Parti ile devam eden tarikatların siyaset yapma gerçekliği, AKP iktidarı zamanında da artan bir kuvvet kazanarak sürmektedir. Ancak bu siyaset yapma isteğinin ikrarı, her nedense cemaat ve tarikatları yönetenler tarafından pek kabul görmez ve bu gerçek itiraf edilmez. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Demokratik Parti, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Islahatçı Demokrasi Partisi, Refah-Fazilet-Saadet Partilerinin silsilesi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi ve hatta Ecevit’in Demokratik Sol Partisi; cemaat ve tarikatlarla yakın ilişki içinde olmuştur. Cemaat ve tarikatlar, bu partilere adaylarını..

11 beğeniler, 0 yorumlar3 gün önce

Özcan Pehlivanoğlu'nun gönderisinden fotoğraflar

ANA DEDE DİYARINDA… Benim ana tarafım Bulgaristan’dan Bergama’ya gelip yerleşmişler. Onun için ana tarafından Bergama’nın Aziziye köyündenim.. Orayı bilenler bilir, Aziziye ile Ayasköy iç içe geçmiş iki köydür… Aralarında üç dört metrelik bir yol vardır. Belki de bunun Türkiye’de başka bir örneği yoktur. Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Ayasköylü Prof.Dr Mustafa Şahin ve kendisi gibi köyden yetişmiş aydın insanlar ilk defa bir buluşma tertip ettiler. Sağolsunlar bana da, haber verip davet yolladılar Biz de bunun üzerine bir kez daha kalkıp ana dede topraklarına gittik… İyi ki gitmişiz! Orada çocukluğumuzda uyuduğumuz odanın şimdiki halinin önünde fotoğraf çektim… Çok düşündürücü bir kare!… Beni 50 yıl öncesinin Türkiye’sine ve çocukluğuma götürdü bu fotoğraf ve ziyaret! O vakitler köylü hala milletin efendisi idi! Ancak şimdi halinden memnun olan yok…. Prof. Dr Mustafa Şahin köylerin tarihinide arkadaşları ile birlikte açtıkları sergilerle ortaya çıkarmışlar.. Nasıl oluyorsa biz eskiden daha gelişmiş imişiz! Gün gün geriye gitmişiz sadece elektirik, telefon gelmiş ama diğer her şey geriye gitmiş… Asıl önemlisi de “mutluluk” gitmiş… Geçtiğimiz yıl Belçika’da bana köyleri gezdirmişlerdi. Belçikalılar köyde yaşamak için birbirleri ile yarışıyorlar bizde de insanlarımız köyden kaçmak için! İşte durum bu… Anlayacağınız evlerin çoğu halen benim çocukluğumda olduğu gibi kerpiç…dedim ya bir de köylerdeki “mutluluk” uçup gitmiş! Olsun yine de köye gitmek ve köylülerimle buluşmak bana çok iyi geldi… Hele yaşlı kadınların “sen kimin oğlusun? Sen kimlerdensin?” sorularına muhatap olunca “Çakır Hüseyin’in kızı Bahriye’nin oğluyum” deyince “Dedene benziyorsun”, “Ananla ilk okulda beraber okuduk” cevaplarını alıp dayılarımın, teyzelerimin arkadaşlarını görmek beni mutlu etti… Anama onların selamlarını..

116 beğeniler, 4 yorumlar1 hafta önce

ALTAN ARASLI’NIN ARDINDAN… Bir dostun arkasından yazmak ve ona bir Fatiha istemek çok zor bir şey… Ancak bunu yapmak ve duygu ile düşüncelerimi sizle paylaşmak zorundayım. Evet, Altan Araslı diye bir adam bu dünyadan geldi geçti. Bana göre içine Balkan Türklerinin de dahil olduğu Avrupalı Türkler ona az da olsa bir şeyler borçlu. Hatta Türk Dünyası diyerek de, bu çerçeveyi genişletebiliriz. “Avrupa’da Türk İzleri” adlı üç ciltlik kitabı bana göre kaynak bir eser. TRT’de belgeseli de yapılan bu çalışma bize Avrupa’da “Kızıl Elma” için at koşturan ecdadı ve Avrupa topraklarında yaratılan Türk medeniyetini yeniden hatırlattı. Bosna ile ilgili çalışmaları, Azerbaycan, Kazan ve Kırımlı Türklerin folklor ve musikisi için yazdıkları bu dünya da Türkler için hoş bir seda bıraktı. İyi insandı güzel insandı…Nazikti kibardı! Her halde yolu biraz dış işlerin de çalışmaktan geçtiği için rafine olmuş bir insandı. O bizlere “tonton” der bizde ona “tontonların üstadı” diyerek takılırdık. Kendisini Yozgatlı olduğu için “Çorak toprakların çocuğu” olarak tanımlardı. Bize de “suyun öte yanından bereketli topraklardan gelen medeni insanlarsınız” derdi ve hep birlikte tebessüm ederdik. Eğer çorak toprak olan Anadolu böyle insanları bağrından çıkartıyorsa kurban olayım Anadolu’nun çoraklığına! Ondan bir şeyler öğrenmedik desek yalan olur. Bu sohbeti hoş insan İstanbul’a geldiğinde beni arar ve mutlaka bir sohbet fırsatı yaratırdık. Yine böyle bir İstanbul’a gelişinde “Dost gel sana Süleymaniye’de bir kuru fasulye ısmarlayayım” dedi… Bilenler bilir orada kuru fasulyeci çok meşhurdur. Buluşacağımız saatte kalktım gittim. Bir de ne göreyim; en ön masayı en az altı yedi kişinin yiyeceği bir şekilde donatmış ve kendisini Mimar Sinan’ın muhteşem eseri Süleymaniye Camii’ne döndürmüş vaziyette oturmuş, sordum “hayrola üstat kaç kişiyi yemeğe..

33 beğeniler, 24 yorumlar2 hafta önce

İYİ PARTİ’NİN “Olağanüstü Büyük Kurultayı” HAYIRLI OLSUN… Hatırlayanınız kaldı mı bilmiyorum ama aşağıdaki duyuru ile 8 Nisan 2019 tarihinde yani bundan 3 ay önce İyi Parti için “Olağanüstü Büyük Kurultay” çağrısında bulunmuştum. Sağolsun Sayın Genel Başkan ve Başkanlık divanı üyeleri buna yaklaşık üç ay sonra karar verdi… Keşke o zaman bu karar alınsaydı! Demek göz olanı akıl ise olacağı öngörüyor bu yine tahakkuk etti. Bu süreçte olağanüstü büyük kurultay için ve tüzük kurultayında demokrasi için mücadele veren tüm İyi Partilileri ve Büyük Kurultay Delegelerimizi kutluyorum… Olağanüstü Büyük Kurultay istedik diye bize çok ağır eleştiri getiren arkadaşlarımı da, kendileri ile yüzleşmeye ve öz eleştiriye davet ediyorum… Olağanüstü Büyük Kurultay, İyi Parti’nin kuruluş ayarlarına dönmesi için son şanstır…Ümit ediyorum ki; delegeler bu tarihi sorumluluğu hakkı ile yerine getirirler.. Kurultay çağrımı hafızaları tazelemek için aşağıda yineliyor bütün İyi Partililerle kurultayda buluşmayı diliyorum.. ” 31Mart 2019 tarihinde Yerel Yönetimlere dair yapılan seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar hepimizin malumudur. Kanaatimce bu seçimlerin tek bir kaybedeni vardır ve o da İYİ Partidir. Her ne kadar seçim sonuçları topluma bir başarı hikayesi olarak anlatılsa da biz İyi Partililer açısından durum budur. Ne yazık ki, İyi Parti teşkilatları parti kuruluşundan bu yana istenilen düzeye taşınamamış ve birçok yerde elini taşın altına sokmuş olan arkadaşlarımız yanlış kararlarla küstürülmüştür. Bu seçimde yaşananlar da, bize bir kez daha bunu göstermiştir. Alınan kötü neticede bunun da esaslı bir rolü vardır. Ayrıca yerel seçimlerde İyi Parti adına ittifaka dair yürütülen müzakereler, aday belirlemeler ve buna binaen yerel yönetimlerde alınan sonuç, son derece başarısızdır. İyi Parti, ittifakın..

19 beğeniler, 7 yorumlar2 hafta önce